
Sosyal medyada hızla yayılan bir iddia gündem yarattı: Amerika, İsrail ve Birleşik Arap Emirlikleri gerçekten yağmurları kontrol ediyor olabilir mi? Tartışmaların fitilini, İran’ın Afganistan Büyükelçiliği’ne ait olduğu öne sürülen bir X hesabından paylaşılan ve kısa süre içinde silinen dikkat çekici bir iddia ateşledi. Söz konusu paylaşımda, İran füzelerinin Birleşik Arap Emirlikleri’nde bulunan AN/TPY-2 radar sistemlerinin yer aldığı üssü hedef aldığı ve bu saldırının ardından İran ile Irak’ta yağışların aniden arttığı öne sürüldü.
‘YAĞMUR KONTROL EDİLİYOR’ TEORİSİ
İddialar bununla da sınırlı kalmadı. Sosyal medyada bazı kullanıcılar, söz konusu üssün yalnızca balistik füzeleri izlemekle kalmadığını, aynı zamanda yüksek frekanslı dalgalarla atmosferi etkileyerek hava olaylarını yönlendirebildiğini ileri sürdü. Bu teorilere göre yağmur bulutları istenilen bölgelere çekiliyor ya da belirli coğrafyalardan uzaklaştırılıyor.
İRAN SALDIRISI SONRASI YAĞIŞ İDDİALARI
İran’ın bölgedeki askeri operasyonlarının ardından Irak ve İran’da yağışların artması, bu iddiaları daha da alevlendirdi. Paylaşımlarda, bölgedeki sıcaklıkların yaklaşık 5 derece düştüğü ve iklimin kısa sürede değiştiği öne sürülüyor.
HEDEF SU KAYNAKLARI MI?
Bazı yorumlara göre ise bu tür teknolojilerin amacı, başta İran olmak üzere bölge ülkelerinin su kaynaklarını zayıflatmak, tarım ve hayvancılığı sekteye uğratmak ve coğrafyayı kuraklaştırmak.
TAHRAN’IN TAŞINMA İDDİASI YENİDEN GÜNDEMDE
Bu iddiaları desteklemek için geçmişte İran’da yaşanan su krizi ve başkent Tahran’ın taşınmasının gündeme gelmesi de hatırlatılıyor.
GEÇMİŞTE ‘YAĞMUR SİLAHI’ KULLANILDI MI?
Öte yandan, ABD’nin Vietnam Savaşı sırasında yağışı artırmaya yönelik askeri projeler yürüttüğü biliniyor. Tüm bu gelişmeler, “hava gerçekten bir silaha dönüştürülebilir mi?” sorusunu yeniden gündeme taşıdı.
‘BULUT TOHUMLAMA’ TEKNOLOJİSİ YENİ DEĞİL
Sosyal medyada yayılan ‘gizli bulut tohumlama merkezi vuruldu, bölgenin iklimi değişti’ iddiaları dikkat çekti. Uzmanlara göre ise yaşanan yağış artışı doğal hava sistemleriyle açıklanıyor. Son günlerde sosyal medyada hızla yayılan bu iddia, Orta Doğu’daki hava değişimlerini ‘gizli bir operasyonla’ ilişkilendirdi. Paylaşımlarda, İran’ın Birleşik Arap Emirlikleri’nde bulunduğu öne sürülen bir “bulut tohumlama merkezini” vurduğu ve bunun ardından Türkiye, Irak ve İran’da yağışların arttığı iddia edildi. Ancak bu iddiaları doğrulayan herhangi bir resmî açıklama ya da güvenilir uluslararası kaynak bulunmuyor.
Uzmanlara göre tartışmanın merkezindeki “bulut tohumlama” teknolojisi yeni değil. Özellikle Birleşik Arap Emirlikleri gibi kurak ülkeler, yağışı artırmak için bu yöntemi yıllardır kullanıyor. Sistem, bulutlara gümüş iyodür gibi parçacıklar bırakılarak yağışın tetiklenmesini amaçlıyor. Ancak bilimsel çalışmalar, bu yöntemin: sadece mevcut bulutlar üzerinde etkili olduğunu, yağışı sınırlı oranda (%5–15) artırabildiğini, geniş coğrafyaların iklimini değiştiremediğini ortaya koyuyor.
YAĞIŞ ARTIŞLARININ NEDENİ NE?
Meteoroloji uzmanları, Türkiye ve çevresinde son haftalarda görülen yağışların mevsimsel geçişlerle bağlantılı olduğunu belirtiyor. Bu dönemde: Akdeniz üzerinden gelen alçak basınç sistemleri, atmosferdeki jet akımı değişimleri, ilkbahar geçişine bağlı ani sıcaklık düşüşleri, bölgede kısa sürede yoğun yağışlara neden olabiliyor.
GERÇEKTEN HAVA KONTROL EDİLEBİLİR Mİ?
Görüş aldığımız meteoroloji kaynakları, sosyal medyadaki iddiaların bilimsel karşılığı olmadığını vurguluyor.Sosyal medyada gündem olan ‘yağmur kontrolü’iddialarıyla ilgili tartışmalar sürerken, konuya ilişkin açıklama CNN Türk Meteoroloji Danışmanı Orhan Şen’den geldi.İddiaları değerlendiren Prof. Dr. Şen, bulut tohumlama ve yapay yağış uygulamalarının bilimsel bir gerçek olduğunu ancak bu yöntemlerin yalnızca sınırlı ve lokal alanlarda etkili olabildiğini vurguladı.

Orhan Şen’in açıklamaları şöyle;
Yapay yağış veya bulut tohumlaması, eski ismiyle “yağmur bombası” gibi, artık bu isimle anılmasa da daha modern aletlerle yapılan yağış artırma projeleridir. Yağış artırma projeleri, dünyanın 50’nin üzerindeki ülkesinde hala yapılmaktadır. Çevremizdeki ülkelere baktığımızda; Yunanistan’da, Rusya’da, Birleşik Arap Emirlikleri’nde, Katar’da, Suudi Arabistan’da ve İsrail’de (savaştan öncesine kadar) bu uygulamalar yapılmıştır. Ve bu, bilimsel bir uygulamadır. Yağış artırımıdır. Yağış artırımı, öyle bulut yokken yağış oluşturmak gibi bir şey değildir. Bulut varsa veya yağış oluşma ihtimali varsa, bu yağışı belirli oranlarda artırmaktır.
YAĞIŞ ARTIRIMI SINIRLI VE LOKAL
Bu artış ne kadar olur? Yaklaşık %10 ile %15 civarında. Uygulanan tekniğe ve bulut tipine göre, özellikle kümülonimbus tipi bulutlarda bu oran %20-25’e kadar çıkabilir. Hatta tropik bölgelerde, örneğin Birleşik Arap Emirlikleri’nde, yaklaşık %25 oranında yağış artırımı yapılmaktadır. Dediğim gibi; mutlaka bulut olacak ve bulutun içinde sıvı su bulunacaktır. Eğer bu sıvı su zerreciklerinin birleşeceği çekirdekler eksikse, yağış gerçekleşmez ya da az gerçekleşir. Bu durumda buluta tanecik enjekte edilir. Bu işlemde, buz kristaline benzeyen yapısıyla gümüş iyodür kullanılır. 1 gram gümüş iyodür içinde 10 üzeri 16 adet tanecik bulunur. Bu tanecikler, jeneratörlerle ya da uçak kanatlarına takılan fişeklerle duman halinde bulut içine verilir ve yoğunluk artırılır. Böylece yağışın gerçekleşmesi sağlanır. Bu sistem lokaldir. Yani sınırlı bir alanı kapsar.
Örneğin Marmara Bölgesi’ni, İstanbul’u düşünelim: Marmara Denizi’nden Karadeniz kıyılarına kadar yaklaşık 100 kilometrelik bir alanda uygulanabilir. Daha büyük meteorolojik sistemlere müdahale edilemez. Sadece tekil bulutlara uygulanır. Dolayısıyla bu tamamen bilimsel bir yöntemdir. Meteorolojik ölçümlere dayanır ve bulut mikrofiziği bilgisine sahip uzmanlar tarafından uygulanır.
“BAŞKA ÜLKELER HAVAMIZI ETKİLEYEMEZ”
Dünyada hâlâ uygulanmaktadır. Sadece yağış artırımı değil; dolu önleme, sis dağıtma, kar artırma gibi alanlarda da kullanılır. Burada önemli bir nokta da şudur: Bu uygulama komşu ülkelere etki edecek büyüklükte değildir. Yaklaşık 100 kilometrelik bir alanla sınırlıdır. En fazla komşu bir bölgeye çok küçük etkisi olabilir. Örneğin İzmir’de yapılan bir uygulamanın Salihli’ye sınırlı bir etkisi olabilir. Ama bu da çok belirgin değildir. Çünkü atmosfer sürekli kendini yeniler. Dolayısıyla başka bir ülkenin yağışını almak gibi bir durum söz konusu değildir.
“BULUT TOHUMLAMA TÜRKİYE’DE DE YAPILDI”
Bu tür uygulamalar Türkiye’de de geçmişte yapılmıştır. 1990, 1992 ve 1998 yıllarında çeşitli hava modifikasyonu çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmalar kuraklık dönemlerinde çözüm olarak gündeme gelmiştir. Yaklaşık %18 oranında başarı sağlanmıştır.
Günümüzde de bazı ülkelerde uygulanmaya devam etmektedir. Örneğin Birleşik Arap Emirlikleri, bu alanda oldukça gelişmiş bir sistem kurmuştur. Ayrıca havaya müdahale sadece yağış için değil; sis dağıtma gibi amaçlarla da yapılabilir. Örneğin bir havaalanında yoğun sis varsa ve uçaklar iniş yapamıyorsa, bu sis dağıtılabilir. Bu da bir hava modifikasyonudur. Ancak bu sistemler kontrollüdür. İstenirse yağış artırılarak sel riski oluşturulabilir.
Nitekim geçmişte, Vietnam Savaşı sırasında ABD’nin yağışı artırarak askeri avantaj sağladığı bilinmektedir. Bu nedenle bu teknolojiler hem iyi hem kötü amaçla kullanılabilir. Ancak günümüzde genellikle tarım, su yönetimi ve afet önleme amaçlı kullanılmaktadır.
Özetle; bu sistemler mümkündür ancak sadece lokal ölçekte etkilidir. Ülkeler arası hava kontrolü mümkün değildir. Yağış artırımı en fazla %10-15 civarında olur. Dolayısıyla başka bir ülkenin yağışını “çalmak” gibi bir durum bilimsel olarak mümkün değildir. İnsanlar hikâyelere daha yatkındır ancak bilimsel gerçekler ölçümlere dayanır.
TÜRKİYE’DEKİ YAĞIŞLARIN NEDENİ NE?
Son dönemde Türkiye’de artan yağışların nedeni de bu tür müdahaleler değildir. Meteorolojik sistemler Türkiye’ye batıdan ve kuzeyden gelir. Doğudan, yani İran, İsrail veya Birleşik Arap Emirlikleri’nden gelen bir sistem yoktur. Geçtiğimiz yıl yaşanan kuraklığın nedeni, Kuzey Atlantik’teki basınç sistemleriydi. Bu yıl ise bu sistem zayıfladı ve yağışlı hava Türkiye’ye ulaştı. Bu nedenle yağışlar arttı. Yani yağış artışının sebebi tamamen doğal meteorolojik süreçlerdir. Başka ülkelerin müdahalesiyle ilgisi yoktur.
Ayrıca bir üssün bombalanması ile atmosferdeki yağış oluşumu arasında da hiçbir bilimsel bağ yoktur. Bunlar bilimsel temeli olmayan iddialardır. Sıcaklık değişimleri de doğaldır. Özellikle bahar aylarında hava çok hızlı değişir. Birkaç gün içinde kıştan yaza geçiş yaşanabilir. Bu da meteorolojinin doğasıdır.
“ÜS VURULDU, YAĞMUR ARTTI’ İDDİASI GERÇEKLİKTEN UZAK”
Sonuç olarak; hava olayları büyük ölçekli sistemlere bağlıdır ve bu sistemlere müdahale edilemez. Yapılabilen müdahaleler sadece lokal ve sınırlıdır. İklim ise çok daha uzun süreçlerin sonucudur ve kısa vadede değiştirilemez. Dolayısıyla “yağmur çalınıyor” iddiaları bilimsel gerçeklikten uzaktır.
GÖKYÜZÜNDE OPERASYON MU VAR?
İddialara ilişkin bir diğer değerlendirme iseİstanbul Teknik Üniversitesi Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Toros’tan geldi. Hüseyin Toros, yoğun yağışların ardından ortaya atılan iddiaların bilimsel bir temele dayanmadığını belirtti. Bulut tohumlama yönteminin uzun yıllardır kullanılan bir teknik olduğunu hatırlatan Toros, bu uygulamanın yalnızca mevcut bulutlar üzerinde ve sınırlı ölçekte etkili olabildiğini ifade etti.
Bulut tohumlamanın yağışı en fazla yüzde 5 ila 15 oranında artırabildiğini vurgulayan Toros, bu etkinin hem yerel hem de kısa süreli olduğuna dikkat çekti. Toros, “Bu yöntemle geniş coğrafyaların iklimini değiştirmek ya da kalıcı bir etki oluşturmak mümkün değil” dedi.
“Bir ülke başka bir ülkenin yağışını etkileyebilir mi?” sorusuna da yanıt veren Toros, atmosferik sistemlerin çok büyük ölçekli ve yüksek enerjili yapılar olduğunu belirterek, mevcut teknolojiyle böyle bir müdahalenin imkânsız olduğunu kaydetti.
Türkiye’de son dönemde görülen yağış artışlarının ise tamamen doğal meteorolojik süreçlerle açıklanabileceğini dile getiren Toros, özellikle Akdeniz üzerinden gelen nemli hava kütleleri, alçak basınç sistemleri ve sıcaklık farklarının bu süreçte etkili olduğunu söyledi. Küresel iklim değişikliğinin de aşırı hava olaylarının sıklığını artırdığına işaret etti.
“Hava kontrolü” kavramının çoğu zaman yanlış yorumlandığını ifade eden Toros, günümüzde yalnızca sınırlı müdahalelerin mümkün olduğunu, ancak bunun hava ya da iklimi kontrol etmek anlamına gelmediğini belirtti. Sosyal medyada dile getirilen “iklim silahı” iddialarına da değinen Toros, bu tür söylemlerin bilimsel verilerle desteklenmediğini vurgulayarak, atmosferik olayların basınç sistemleri, nem taşınımı ve sıcaklık farkları gibi doğal süreçlerle şekillendiğini söyledi. Toros, sonuç olarak son dönemdeki yağışların herhangi bir yapay müdahalenin değil, doğal atmosferik süreçlerin ve mevsimsel geçişlerin sonucu olduğunu ifade etti.
İDDİALAR NASIL YAYILDI?
İncelemelere göre söz konusu iddialar, sosyal medya platformlarında anonim hesaplardan paylaşıldı. Herhangi bir kanıt veya görüntüyle desteklenmedi. Kısa sürede farklı dillerde yaygınlaştı. Uzmanlar, bu tür içeriklerin genellikle doğal hava olaylarını gizemli hale getirerek dikkat çekme amacı taşıdığını ifade ediyor. Orta Doğu’daki son yağış artışı ve sıcaklık değişimleri, sosyal medyada öne sürüldüğü gibi bir ‘iklim silahı’ veya gizli operasyonla değil, doğal atmosferik süreçlerle açıklanıyor. Bilimsel verilere göre mevcut teknolojiler, hava durumunu sınırlı ölçüde etkileyebilse de bölgesel iklimi kontrol edecek düzeyde değil.
